facebooktwitterpinterest

Molla Zeyrek Camii adresi, iletişim bilgileri

Molla Zeyrek Camii
Adres: Zeyrek Mh., 34083 Fatih/İstanbul, Türkiye
Telefon: (0212) 455 3212


Molla Zeyrek Camii'nin yakınındaki benzeri yerler
Fatih Sultan Mehmed Han Hz. Türbesi Fatih Sultan Mehmed Han Hz. Türbesi 612 metre Cennet Mekân Fatih Sultan Mehmed Han Hz. Türbe-i Şerifi... Fatih...
Fatih Camii ve Külliyesi Fatih Camii ve Külliyesi 615 metre Dedem Fatih'in Mirası bu Cami Fatih semtinde yaptırıldı. Bizans devrinde, caminin yap...
Mesquita do Conquistador Mesquita do Conquistador 627 metre İçine girer girmez maneviyatı hissedebiliyorsunuz , Sultan Mehmet'in türbeside burada...
مسجد الفاتح مسجد الفاتح 627 metre Istanbul un yedi tepesinden birine inşa edilen fatih cami ve külliyesi Fatih ilçesind...
Masjid Fatih, Istanbul Masjid Fatih, Istanbul 627 metre İçine girer girmez maneviyatı hissedebiliyorsunuz , Sultan Mehmet'in türbeside burada...
Meczet Fatih Meczet Fatih 627 metre Allah cc Fatih Sultan Mehmet Han’dan ve camii yapımında emeği geçenlerden razı olsun....
มัสยิดซิวเลย์มานีเย มัสยิดซิวเลย์มานีเย... 685 metre Eşsiz mimarisi ile göz kamaştıran Süleymaniye Cami bildiğim kadarıyla Kanuni Sultan S...
쉴레이마니예 모스크 쉴레이마니예 모스크 691 metre Eşsiz mimarisi ile göz kamaştıran Süleymaniye Cami bildiğim kadarıyla Kanuni Sultan S...
Szulejmán-mecset Szulejmán-mecset 691 metre Caminin içinde ve avlusunda mimariden etkilenmemek imkansız, içerde turistler için ü...
Moschea di Solimano Moschea di Solimano 691 metre Caminin içinde ve avlusunda mimariden etkilenmemek imkansız, içerde turistler için ü...
Suleimanin moskeija Suleimanin moskeija 691 metre Klasik dönem Osmanlı mimarisinin en önemli örneği, manevi atmosferi, insanı büyüleyen...
Süleymaniye-moskee (Istanboel) Süleymaniye-moskee (Istanboel) 691 metre Caminin içinde ve avlusunda mimariden etkilenmemek imkansız, içerde turistler için ü...
苏莱曼尼耶清真寺 苏莱曼尼耶清真寺 695 metre Eşsiz mimarisi ile göz kamaştıran Süleymaniye Cami bildiğim kadarıyla Kanuni Sultan S...
Süleymaniye Camii Süleymaniye Camii 696 metre
Masjid Raya Sulaimaniah Masjid Raya Sulaimaniah 704 metre Caminin içinde ve avlusunda mimariden etkilenmemek imkansız, içerde turistler için ü...
Süleymaniye Camisi Süleymaniye Camisi 716 metre Süleymaniye Camii, I. Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında İstanbul'da Mimar Sin...
Süleymaniye Camii Süleymaniye Camii 716 metre Ne söylenebilir ki ? Mimar Sinan deyince daha üstüne eser inşa eden İstanbul’u İstanb...
Yorumlar
Bana İstanbul'un resmini çiz deseniz resmin bir köşesine bu camiyi çizerim. O kadar İstanbul ki, bakmaya doyamıyorsunuz. Fakat pek gelen giden yok. Allah'ın Rus'u ta sibiryadan gelmiş ama Türkiye'den gelen pek yok. Caminin iç ve dışında önemli detayları eklemeye çalıştım. Ekstra olarak Zeyrek Mahallesi'ni turladım ve de tarihi ve ahşap binaları giderek yok olduğunu gördüm. Umarım mahallenin dokusu korunur ve burası hakettiği değere ve popülariteye ulaşır.
Bizans döneminden günümüze ulaşmış Unesco dünya mirası listesinde yer alan Molla Zeyrek camii diğer adı ile Pantokrator manastır klisesi özel bina yapısı ve halen bizlere gösterdiği minik minik taş eserleri ile gerçekten ziyaret etmekten mutluluk duymamızı sağladı. Kendi tılsımı ile yaklaşık yaşı 900 yıl ve üzeri olduğunu düşünürsek gerçekten özel bir bir eser ve camii ile karşılaştık. Tekrar ziyaret etmekten mutluluk duyarım :
İstanbul'un ne kadar zengin ve derin olduğunu anlatan en gösterişli yapılardan birisi. 900 yıllık tarihini gördüğü yıkımlara rağmen , restorasyon çalışmalarıyla dimdik ayakta.nnİstanbul'un fethinden sonra manastırdan camiye çevrilen bu özel yapı, tüm ihtişamıyla hem ibadete açık hem tarihi bir yolculuğa fırsat sunuyor.nnOsmanlı'nın İstanbul'daki ilk eğitim kurumu olması önemiyle incelendiğinde bile hayranlık uyandırıyor. İsmini müderrislerinden Zeyrek lakaplı Molla Mehmed Efendi 'den alıyor. Daha sonra Manastırın keşiş odaları dahil hepsi Medresenin bölümlerine çevriliyor.nnİlk yapıldığı yıllarda yaşlılar yurdu , kütüphane , hastane , tıp mektebi, eczane gibi bölümleri olduğu düşünülüyor.nnKadim şehir İstanbul'un köşede kalmış bir yapısı olsa da en önemli simgelerinden biri olduğunu düşünüyorum. Mutlaka ziyaret edilmeli...
İçini gezemedim. Başka bir zamana kaldı.gitmişken ara sokakları ve Zeyrek haneye mutlaka uğrayıp bir kahve molası verin derim. Alt tarafında Zeyrek sarnıcı bulunuyor.
İmparator II. İoannis’in eşi İmparatoriçe Macaristanlı İrini, 1124 yılı dolaylarında Hristos Pantokrator’a “Evrenin Hakimi İsa Mesih” ithaf ettiği, kilise, kütüphane ve hastaneden oluşan bir manastır kompleksi inşa etmeye başladı. Mimarı Nikeforos olarak bilinmektedir.nnManastırın elli yataklı, beş bölümlü, iyi temizlenebilir bir hastahanesi, kütüphanesi, yaşlılar yurdu, tıp mektebi, eczahane ve ayazma gibi bölümler mevcuttu.nnEşinin 1134 yılındaki ölümünden sonra II. İoannis, ilk kilisenin kuzeyine Theotokos Elaiusa’ya “Şefkatli Meryem Ana” ithaf ettiği ayrı bir kilise daha inşa etti. Son olarak en geç 1136 yılında iki kilisenin ortasına Arhangelos Mikhail’e “Başmelek Mikail” ithaf edilen bir mezar şapeli inşa ettirerek kiliseleri birleştirip yekpare bir yapı haline getirdi. Bu aşamada yapının güneyine bir avlu, güneydeki kiliseye de bir dış narteks eklendi.nnŞapel, zamanla Komnenos ve Paleologos hanedanlarının imparatorluk mozolesi haline geldi. Öyle ki, Havariyyun Kilisesi'nden sonra en fazla Bizans imparatorunun defnedildiği yapı olmuştur. Komnenos hanedanlığından, manastırın banileri II. İoannis ve eşi İrini, oğulları İmparator I. Manuil ve eşi Sulzbachlı Bertha; Paleologos hanedanlığından İmparator II. Manuil ve VIII. İoannis buraya defnedilmişlerdir.nnDördüncü Haçlı Seferi'nden sonra İstanbul'un Latin hakimiyetine girdiği dönemde kompleks, Venedikli Latin Katolik din adamlarının makamı haline geldi. Bu sırada manastırda bulunan pek çok kutsal obje, Avrupa'nın çeşitli şehirlerine götürüldü. Venedik'teki San Marco Bazilikası'nda yer alan Pala d’Oro altar panosunun üst bölümündeki 7 adet mine ikonanın buradan götürüldüğü düşünülmektedir.nnİstanbul'un fethinden sonra manastırın keşiş hücreleri medreseye çevrilerek, İstanbul'daki Osmanlı'ya ait ilk eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdi. Kiliseler de cami ve derslik olarak kullanılmıştır. Medresenin ilk müderrislerinden “hazırcevap” anlamına gelen Molla Zeyrek Efendi, camiye günümüzdeki ismini vermiştir. 1470 yılında Fatih Külliyesi'nin tamamlanmasıyla birlikte medrese yeni yerine taşındı ve burada bulunan hücreler de terk edilip zamanla bütünüyle yok oldular. Caminin minaresinin de II. Mehmed döneminde inşa edildiği düşünülmektedir.nnCami yapılarının Doğu Roma dönemi duvarlarının çevrelediği avluda, Akşemseddin veya Semerci İbrâhim Efendi Tekkesi diye bilinen tekkenin ne zaman öğrendiğinu tesbit etmek güçtür. Batı duvarında Osmanlı döneminde açılan bir pencerenin üzerinde bulunan yedi satırlık mermer kitâbede Akşemseddin'in burada kalma süresinden bahsedilmektedir.nn18. yy'da bölgede etkili olan büyük bir yangın 1756 ve depremin 1766 ardından bina, ciddi ölçüde tahribata uğramış ve ardından III. Mustafa döneminde geçirdiği geniş çaplı onarımdan sonra günümüzdeki halini almıştır.nn20. yy'ın ortalarına doğru iyice bakımsız halde kalan cami, ilerleyen yıllarda 1953, 1966, 1995, 2006 bir dizi iyileştirme ve restorasyondan geçmiştir. Son olarak, 2009'da başlayıp 9 yıl süren büyük ölçekli bir restorasyondan sonra 29 Mayıs 2019'da yeniden ziyarete açıldı. Şu anda yalnızca güney kısmı cami olarak kullanılmaktadır.nnAyasofya'dan sonra İstanbul'da ayakta kalan en büyük Doğu Roma dinî yapısıdır.nnDuvar işçiliğinin bir kısmı orta dönem Bizans mimarisine özgü gömme tuğla tekniği kullanılarak inşa edilmiştir.Bu teknikte, bir harç yatağında duvar çizgisinin arkasına alternatif tuğla sıraları monte edilir. Harç katmanlarının kalınlığı tuğla katmanlarının kalınlığının yaklaşık üç katı kadardır.nnBir zamanlar çok zengin olan kilisenin dekorasyonu, presbiteryumdaki bazı mermer parçaları dışında neredeyse tamamen ortadan kaybolmuştur. Emaye işi tekniğiyle işlenmiş renkli mermerden yapılmış, insan ve hayvan figürlerinin temsil edildiği güzel opus sectile zemin, artık modern bir halının altında gizlidir. Burada bulunan renkli cam parçaları, pencerelerin bir zamanlar aziz figürlü vitraylarla dolu olduğunu akla getiriyor. Havarileri ve İsa'nın yaşamını temsil eden mozaikler, 18. yüzyılda tahrif edilmiş olsa da hâlâ görülebiliyordu.
Bu İçeriğe Yorum Yap