Adres: Yukarikoy, Narlı, 35000 Narlıdere/İzmir, Türkiye
Çalışma Saatleri
Pazartesi: 24 saat açık Salı: 24 saat açık Çarşamba: 24 saat açık Perşembe: 24 saat açık Cuma: 24 saat açık Cumartesi: 24 saat açık Pazar: 24 saat açık
Narlıdere de caddeye yakın yeni düzenleme ile turizm olarak halka kazandırılan yeni bi soluk olmuş evet toplasanız okadar bina apartman içinde kayboluyor 50 ye yakın bina restore edilmiş halktan insanlar hala yaşamlarını sürdürüyor bi cadde ve 3-5 yan sokaktan ibaret dersiniz ama şehir içi oluşu böyle bi kazanım bile bi adım ,keşke Seferihisar gibi olsa ama bu da bir şeydir gidip görmekte fayda var ara sokaklara dalın ,kahvehanesinde ortamı bi soluyun ,kültür evini Tarihi Cem Evi bi gezin ,gözleme alın ,iki güzel kafesi var orda ortamı koklayın Limon Avlu - Narista Hayat yerel üreticinin mahsülü olan çoğu doğal olan yerlerden alışverişte yapabilirsiniz . Yeme içme satış yerleri daha düzenli güzel bi düzene oturtulabilirdi
Tarihle modern evlerin uyumu harika.nKadın kooperatifinin mantısı,revani,kalburabastı ve gözlemesi mutlaka tadılması gerekenler arasında. Yeni açılan belediye işletmesi de kahvemolası için harika
Ekstra gidilmesi gereken bir yer değil ama yolunuz düşerse mutlaka uğrayın şehir içinde 10-15 tane kadar tarihi restore edilmiş güzel evler var..
İzmir'in kalbinde, 300 yıllık geçmişiyle yeniden hayat bulan Tarihi Yukarıköy, Yaklaşık üç yıllık özenli bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını ziyaretçilere açan köy, geleneksel mimarisiyle adeta bir açık hava müzesi gibidir. Narlıdere Belediyesi'nin başarılı çalışmalarıyla hayata geçirilen proje kapsamında, tarihi bina baştan aşağı yenilenerek özgün dokusu korunmuştur. Rum ve Türk mimarisinin harmanlandığı evler, taş sokaklar. Ama binaların arasında kalmış küçücük bir köy
Bir zamanlar sessiz sakin bir köşe olan bu küçük yaşam alanı, öyle güzel bir restorasyon geçirdi ki, adeta küllerinden doğdu! Artık oradan geçerken insanın içi açılıyor; taş duvarlar parlıyor, çiçekler gülümsüyor, çocukların kahkahası yankılanıyor. Şirin mi şirin, fotoğraf çekmeden geçmek mümkün değil.nnEskiden sadece mahalleli ve kediciklerin uğrak yeriyken, şimdi neredeyse “mini bir mahalle festivali” havasında. Her geçen gün yeni bir masa, yeni bir tezgâh, yeni bir heyecan ekleniyor. Mahalleli teyzeler el emeği böreklerini, pişilerini öyle bir iştahla satıyor ki, “bir tane alayım” diye yaklaşan, en az üç tabakla masadan kalkıyor. Yanında mis gibi demli çay ya da taze kahve — hem de cüzdan yakmadan.nnAma tabii, cennet gibi her yerin bir küçük sınavı vardır…nBurada da mesele umumi tuvalet!nYok efendim, hiç yok. Mahalleli kadınlar sabahtan akşama kadar tezgâh başında, bir yandan börek satıyorlar, bir yandan “çay içmeyeyim bari, sonra ne yapacağım?” diye stratejik kararlar alıyorlar. Hani derler ya, “medeniyet tuvaletle başlar” — işte tam orada tıkanıyoruz!nnYine de kimse moralini bozmuyor. İnsanların yüzünde hep bir tebessüm, “olsun, belediye el atar elbet” umudu var. Gerçekten de biraz daha düzenleme, birkaç bank, biraz peyzaj, bir de o meşhur tuvalet eklendi mi…nBurası sadece mahallelinin değil, şehrin dört bir yanından gelenlerin de uğrak yeri olur.nnKısacası, güzel bir başlangıç yapılmış.nBiraz sevgi, biraz belediye ilgisi, biraz da lavaboya giden bir yol bulunursa —nburası “şehrin en keyifli küçük kaçamağı” olmaya aday! İlk fırsatta ziyaret edin.