facebooktwitterpinterest

Yaka Kasabası adresi, iletişim bilgileri

Yaka Kasabası

Hikayemiz

YAKA KASABASI TARİHİ

Yaka kasabası sınırları içinde İlk Çağlardan beri yerleşim olduğu sanılmaktadır. Hatta zaman zaman bulunduğu söylenen taş balta , taş bıçak ve ok uçlarıyla taş devrine kadar uzanabilmektedir.
Kasabanın kuzey doğusunda bulunan köşk mevkiinin ilk yerleşim yeri olması büyük olasılıktır. Tarla açma , temel kazıları sırasında çıkan küp mezarlar , çanak çömlek kalıntıları , sikkeler İlk Çağ Anadolu uygarlıklarını hatırlatır . Belen ardı , Mandal Malik tepe'de çanak çömlek atölyeleri olduğu sanılıyor. Devrent geçidinde var olan ve halk arasında “ Gavur Kızının Oturduğu Taş " diye ânılan yerin kuzey ve güneyinde döşeme taş yol uzanır Oyarak ve yontarak taht şekli verilen ve tanrının oturduğu sanılan bu taşa halkın "Gavur Kızının Oturduğu Taş " demesinin nedeni o zamanki inanışa göre Tanrıların ana¬sı ana tanrıça Kbele'nin oturduğuna inanılması büyük ihtimaldir. Bu dağ geçidinde dini ayinler yapıldığı anlaşılıyor. Küp mezarlar ve bu tür inançla M.Ö. 2500 yılına kadar uzanır.
Son yapılan araştırmaya göre günümüzden 7500 yıl önceye dayanan bölgenin ilk yerleşim yeri bulunmuştur.2009 yılında Selçuk Üniversitesi Arkeoloji bölümü profesörlerin den Mehmet ÖZSAİT ve ekibinin yaptığı araştırmalarda kasabamızın kuzey doğusundaki köşk höyüğünde M.Ö. 5500 yıllarına rast gelen buluntular ile Akşehir –Burdur arasında en eski yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir ve araştırmalar devam etmektedir.
Kasaba sınırları içinde yerleşim yeri olduğu sanılan ( batısında ) Ören başı mevkile¬rinde resmi bina planına benzeyen temel kalıntıları vardır. Buralarda bulunan geniş tuğla kırıntıları Bizans dönemini çağrıştırır. Köşk yeri'nin hemen güney batısında¬ki yere Asarlık denmektedir. Bizans dönemi öncesinden kalma eserler nedeniyle Asarlık dendiği düşünülür.
Kasabanın güney batısında Kireç yanan mevkiinde iki adet kireç ocağı kalıntısı bulunur. Kasabada yaşayan Türkler göçer özellik taşıdığına ve 1950’li yıllara kadar yapıların da kireç kullanılmadığına göre bu kireç ocaklarının bizans dönemine ait olması kuvvetli ihtimaldir.
Kasaba içinde 1950'li yıllara kadar iki binada kireç kullanıldığı anlatılır , bu iki binanın da Rumlardan kaldığı söylenir . Çünkü o zamana kadar Yakalılar binalarında taş kerpiç, toprak, ağaç gibi malzemeler kullanılmıştır.
Toyfan ve istinavaz denilen mevkiler vardır. Bu isimler Türkçe olmadığına göre Rum¬ca olması büyük olasılıktır. Buna göre burada yerli Rumlar ile Türklerin birlikte yaşamış olmaları , Rumların geçmişten gelen bu söylenti tarih , kültür ve yer isimlerini Türkle¬re taşımış olmaları , Türklerinde bu isimlerin bir kısmını değiştirip bir kısmını hala kullandıkları ihtimali düşünülmektedir.
Türklerin Yaka'ya yerleşmelerinin 1400 lü yılların başlarına rastladığı sanılmakta-dır. İlk gelenlerin dört aileden oluştuğu , sonra diğer ailelerin bunları izlediği bili-niyor.Bunlar 1-Hacı Kabak 2-Köse oğlu "-Abbas oğlu 4-Ahmet Paşa oğulları' dır. Daha sonra Ak¬şehir'den Efendi Ağa , Hoca Alisi , Kesik Kulak Osman Bey adında Yörüklerle Bozkır tara-fından Gazlak Oğlu ailesi , Antep tarafından Gökmurlahlar , Afyon tarafından Çakallar .An¬talya tarafından Aladağ ailesi, Horasandan Şahaliler , Pazar köy'den Kamiller , Yenişardan Deli Kadir , Uşak'tan Çetmi' ler ailesi gelip yerleşmişlerdir.
Yaka'ya yerleşen Türklerin Yaka Türkleri kökenli olduğu sanılıyor. Yaka Türkmenle-rinin ilk yerleşim yeri Hazar Denizi'nin doğusundaki "Mangışlak " Yarımadasıdır. Alpaslan ve diğer Selçuklu sultanlarına savaşçı verdikleri bilinir. Buradan başka ulusların egemenliğini kabul etmemek için Kafkasya'ya oradan da Anadolu içlerine dağıldıkları bili-nir. Anadolu'nun bir çok yerleşim biriminde "Yaka " adının geçmesi bundandır. Yaka Türk-menleri hayvancılık yapar,doğayı sever,daha çok yaylalarda yaşar,sert kişilik yapılı dürüst , mert , savaşçı, manevi değerleri akılcı , bölüşücü, yardımlaşmacı , boyun eğmeyen bir yapıya sahiptir. Yaka Kasabası halkının özellikleri ile diğer Yaka ismi taşıyan yerleşimlerdeki halkın özelliklerinin çoğu benzerlik taşır.
1960'lı yıllara kadar Yakalılar kendi içlerine kapalı yaşamışlar . Dışarıdan evlilik olayı pek olmamıştır. Gelendost halkı ve yaylalara gelen Yörüklerle olan otlak kavga¬larına tüm köy halkının katılması ,köye yerleşenlerin çoğunun aynı boydan olma olasılığını güçlendiriyor.
Yaka'nın hemen yukarısında bulunan Çomça pınarı mevkiinin Haçlı savaşları sırasın-daki bazı savaşlarda Türklere komuta merkezi olduğu söylenmektedir.
Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eşkıya ve efe öyküleri anlatılır.
Yakalılardan bir çok insanın Yemen, Balkan, Galiçya , Filistin, 1.Dünya, Kafkas, Kurtuluş savaşına katıldığı , şehit ve gazi olduğu anlatılır. Hala şehit ailelerinden ay-lık alanlar bulunmaktadır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra Yakalılar tarım ve hayvancılığa var güçleri ile sarıl-mışlar, yerleşik düzene uyum sağlayıp çok çalışarak geçim kaynaklarını artırmışlardır.
1960'lı yıllarda yurtdışına işçi göndermede atılgan davranmışlar , yasal ve yasal olmayan yollardan yurtdışına çok insan göndermişlerdir. Bunların çoğu işçi olmuştur. Bir kısmı bir süre çalışıp dönmüş , bir kısmı hala yurtdışındadır. Bunların 2. Kuşak çocuk-larının çoğu orada işini kurmuştur.
Yurtdışı gelirlerinin arazi alımına yatıran Yakalılar sulama kanallarının yapımıyla elmacılıkta çevrede öne geçmişlerdir.
Yakanın eski ve yakın tarihi ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.elinde bilgi veya belge olanların belediyemizle bağlantı kurmaları çok önemlidir.

NÜFUSU
Türkiye genelinde olduğu gibi Yaka kasabasının nüfusunun en önemli özelliği genç nüfusun çok olmasıdır. Okuma yazma bilenlerin oranı %98'dir. Nüfusun % 52'sini Kadınlar %48 'ni Erkekler oluşturur.
Kasabamıza geçmişte az sayıda göçmen gelmesinin yanında Kasabamızdan göç olayı fazla olmuştur. Göçün daha yoğun olduğu yerler Isparta ve Antalya şehirleridir.
Kesin olmamakla birlikte 1930'lu yıllarda 900 kişi 1940'lı yıllarda 1200 kişi , 1950'li yıllarda 1500 kişi , 1960'lı yıllarda 1800 kişilik nüfus olduğu sanılıyor.1970 nüfus sayımında 2038 , 1985 nüfus sayımında 2535 , 1990 nüfus sayımında 2695 , 1997 nüfus sayımında 2399 ,2000 nüfus sayımında 2342 ve 2007 nüfus sayımında 2164 olduğu ve 2007 tarihinden sonraki nüfus değişiklikleri adresi dayalı sistemden takip edildiğinden 2009 yılında nüfusumuz 2087 düşmüş olup ; resmi gazetede yayınlanmıştır.

COĞRAFİ DURUMU
Gelendost ilçesine 2 km uzaklıkta , ilçe merkezinin güney doğusunda yer alır. Doğusunda Balcı köyü , güney batısında Hacılar köyü , kuzey batısında Gelendost İlçesi ve Kuzeyinde Bağıllı kasabası ile çevrilidir. Güneyinde Anamas dağları yer alır . Dağdan tarafı sınırımız Yan dağı doruklarıdır. Rakım : 950 metredir.
Kalkerli Karistik yapıya sahip olduğundan arazi çok engebelidir. Dağlar arasında rastlanan düzlüklerin çoğu tarıma elverişli değildir. Köyün verimli arazileri Ge¬lendost ovasındadır. Bunun yanında Koçaklar , Dumlu , Ulupınar ve Çadırağaç gibi yüksek düzlüklerde tarımsal çalışmalar yapılır. Serpi , Çöğürlü , Karamıklı , Hacımemiş , Üçkuyu Ekizce, Ayıyalağı yaylalarında yazın hayvancılık yapılır. Söboova yaylasında ise hayvan-cılık yanında arpa, nohut, buğday üretimi de yapılır. Bu yaylaları Anamas Dağları ve kolları , Dedegöl, Güllüce ve Yandağ birbirinden ayırır . Dağların rakımı yer yer 2400 metreyi bulur . Araç ulaşımına geçit vermezler . Derbent geçidi açılırsa araç ulaşımı sağlanır. Bu yayla ve dağlarda ardıç ve çam ormanları yanında çayırlıklar bitki örtüsünü oluşturur. Kasabanın yerleşim yeri çevresinde Kocakoru , Ahmetalanı meşeliklerinin yanında Pınarlı koru'da yaz kış yeşil kalan maki çalılıkları da değişik bitki örtüşüdür. Kasaba sınırları içinde irili ufaklı vadiler vardır. Bunların en büyüğü olan Akdere vadisine akan çay kasaba içinden geçerek ovada kaybolur. Yaz başlarında da kurur.
Akderenin güneyindeki tepe heyelan tehlikesi oluşturur. Bu tehlike için D.S.İ. tarafından proje ile önlem alınmaya çalışılmaktadır.
Kasabada doğal güzelliği olan bir çok yer vardır. İstinamaz , Kayapınarı ,Sofu Oluğu Toptaş ,Söğütlü dere, Çadırağaç , Ekizce , Üçkuyu, Kadınoluğu, Dumlu , Ulupınar bunlardan bazılarıdır. Özel gün ve bayramlarda piknik yapmaya gidilen yerler: Kadın oluğu , Çöğürlü , Karamıklı , Cünübük ,Hacımemiş yaylaları ile Çadır ağaç gibi su başlarıdır. Çomça pınarı kasabanın hemen üstünde olup ; suyunun güzelliği ile ün yapmıştır. Bu konuda öyküleri bile vardır.Ama son yıllarda yapılan su aramaları ile suyun kalitesi kaybolmuştur.
İklimi karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında geçiş iklimidir. Hem Akdeniz , hem karasal iklim hem de ikisi arası özellikler yaşanır. Yağış genellikle Sonbahar kış sonu ve ilk baharda görülür . Yazın yağış olmaz . Bu nedenle sulu tarım için Eğirdir gölünden pompalanan ve D.S.İ kanalları ile taşınan su ile sondajlarla yeraltından çıkarılan yeraltı sularından yararlanılır.
GELENEK-GÖRENEK-ÖRF VE ADETLER
Her yörede olduğu gibi Yaka kasabasında kendisine özgü bir takım örf ve adetleri vardır. Bunlardan biri de sıçanlama adı verilen bir gelenektir. Yeni doğmuş bir çocuğun kırkı çıkmadan bir akrabasına veya komşusuna ilk defa gitmesi halinde ev sahibi çocuğa bir hediye verir . Eğer hediye vermezse evi sıçanlar basar diye de söylenir. Bu olay sıçanlama olarak adlandırılır. Beşik düğünü diye adlandırılan gelenek ailenin ilk doğan çocuğu için yapılır. Bebeğin beşiği ve bebek süslenir. Buradaki amaç bebeği eş ve dosta göstermektir. Anneannesi bir sini baklava yapar. Babaannesi yemek hazırlar. Akraba ve komşular gelir. Yemek yenir, eğlenilir,gelen misafirler bebeğe çeşitli hediyeler verir.
Yöremizin bir diğer adeti de ballama adı verilen çocuğun sıcaktan pişmemesi için vücudunun ter kokmamamsı için yapılan bir törendir. Ballamada bir yumurta sarısı, 250 gr bal ve 100 gr tuz kullanılır. Bu malzemeler karıştırılır. Bir kişi çocuğu tutarken bir diğer kişide bal çanağının içine elini batırarak önce ayaklarından, sırtından başlayarak kafasına doğru çalar. Vücudu bitince ağzına dahi sürülür. Çocuk beyaz bir bezin içine sarılır, bir yere yatırılır. Bir iki saat böyle bekleyen bebek banyo yaptırılır ve ballama olayı bitmiş olur.
Çocuğun ilk çıkan dişini ilk gören kişi çocuğa hediye alır.Ailesi de gölle adı verilen buğday, nohut, fasulye, mısırın karıştırılmasından oluşan bir yiyecek hazırlar. Akraba ve komşularla birlikte yenilir. Buna diş göllesi denir.
Üç aylar denilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarına girince kasaba halkı sırayla pişi denilen hamuru pişirip dağıtır. Mayalı hamurun yuvarlak tekerlek gibi olması yağda kızartılarak yapılması tüm komşulara dağıtılır.
Yağmur yağması içinde mahalledeki kadınlar toplanıp bulgur pilavı pişirirler, herkese dağıtılır ve dua edilir. Bir kişi öldüğü zaman onun arkasından elli-ikinci gecesinde mevlüt okutulur,komşulara yemek verilir.
Hacca giden kişiler hacı olduktan sonra geri döndüğünde halka hacı pilavı ikram ederler. Büyük işbirliği içinde hazırlanan pilav, çorba, hoşaf, turşu ve helva ile birlikte halka ikram edilir.
Her yörede kurban bayramının bitiminden bir ay sonra yapılan "aşure" kasabamızda da yaygın şekilde yapılır.
Kasabamızda asker uğurlama olayı bir başkadır. Asker olacak gence 10—15 gün önce sinden tavuk, et, bisküvi gibi hediyeler götürülür. Komşu ve akrabaları bu genci evle¬rine davet ederek ziyafet verilir. Onu eğlendirirler . askere gideceği gün hepsi meydan da toplanır. Kıbleye dönülerek dua edilir. Sonrada büyüklerin ellerinden öpülür,büyüklerde onlara asker harçlığı verirler. Sonunda ise davul, zurna ile askere uğurlanır.
Tüm bu gelenek ve görenekler geçmişten günümüze kadar gelmiş ve halen de uygulanmaktadır.

TEKERLEMELER
Yurdumuzun değişik yerlerinde söylenen tekerlemelerin çoğu kasabamızda da söylenmektedir. Televizyonun yaygın olmadığı dönemlerde köy odalarında, ev toplantılarında Düğünlerde, şenliklerde; çeşitli oyunlar oynanır, türküler , maniler, tekerlemeler söylenir, hikayeler masallar anlatılırdı.
Belediyemizin bu kültürel değerleri topluma unutulmasını önleme çalışması devam etmektedir.
Şimdiye kadar başka bir yerde söylendiğini duymadığımız Yaka kasabası halkına ait olduğuna inandığımız bir kaç tekerleme şöyle ;
* Alıç , kılıç, 43 ,44,45,46,47,48,49,50 ,eliğine ,meliğine tuz koydum deliğine cartul , curtul ,bunu yede kurtul
* Elel epilek ,elden çıkan topulak ,topulağın yarısı,sarı koyun derisi ,sındı getir biçelim ,atelyeye kaçalım ,atelyenin kilidi , yengem suyu ilidi,gece gelen kimidi , ingil oğlu Musacık ,eli kolu kılacık, sen bu oyundan çık.

MİLLİ EĞİTİM
Yaka Kasabasında bu günkü orta mahallede eski harfle eğitim yapan bir okulun bulunduğu Cumhuriyetin ilanı ile var olduğu söylenmekte. Kasaba sakinlerinin söylediğine göre 1929 yılında yeni yazı olan latin alfabesi ile öğretime geçilmiş kasabanın yeni yazıya geçildik ten sonra ilk öğretmeni Nuri Bey olduğu söylenmekte. Bu okuldaki eğitim ve öğretim 1934 yılına kadar devam etmiş. Üç yıllık eğitim vermiş .Bu tarihten sonra öğretmen yetersizliğinden dolayı okul kapatılarak Gelendost'a nakledilmiştir.
1934 yılına kadar okuldaki mezun olan öğrenci sayısı 60 kişi dolayında olduğu söylenmekte. 1934'ten 1947 yılına kadar ilkokulu Gelendost'a gidilmiştir. Gelendost'a bu sürede 14 öğrenci devam ederek okulu bitirmiştir. Halkın büyük bir kısmı okul olmadığından ve maddi imkanlardan dolayı okula gidememiştir. Bu süre bir çok kişi okuma imkanı bulamadığı için cahil kalmıştır. 1946 yılında okul mezar taşı denilen mevkiye başlamış, oradan vazgeçilerek bu günkü okul bahçesinin kuzey-batı yönüne tek katlı ve lojmanlı okul inşa edilerek 1947 yılında eğitim-öğretime başlamıştır. 1962 yılında devlet tarafından 2 derslikli tek katlı ek bina yapılmış 1977 yılında devlet tarafından yaptırılmış 10 derslik li 2 katlı okul binası ile beslenme binası ve tuvalet bulunmaktadır. Okulun lojmanı ve laboratuarı yoktur.
1993 yılında ilköğretim okuluna dönüşmesi sonucu derslik sıkıntısı nedeni ile devlet, vatandaş işbirliği ile 3 katlı 21 derslikli bir okul binası yapımına başlanmış 0lup okul tamamlanarak hizmete sokulmuştur.
1953 -1960 yılları arasında 138 öğrenci, 1960-1970 yılları arasında 400 öğrenci 1970-1980 yılları arasında 536 öğrenci, 1980-1990 yılları arasında 469 öğrenci 1990-1996 yılları arasında 293 öğrenci mezun olmuştur . Bu güne kadar mezun olan öğrenci sayısı toplamı 1868 öğrencidir.
Kasabamızda okuma yazma oranı %98 dir.ilköğretimi bitiren öğrencilerin %100 ‘ e yakını lise ve dengi okullara gider. Yüksek öğrenimi hedeflerler. Bugün kasabamızda yüksek öğrenimi bitiren sayısı 300 kişi civarındadır.aileler çocuklarını okutmak için her türlü fedakarlığı göze alır. Eğitimin önemini kasabalımız yaşayarak öğrenmiştir. Özgürlüğün , başarının ,gelişmenin ve huzurun kaynağı eğitimdir.

SAĞLIK HİZMETLERİ
1923-1950'lu yılları sağlık yönünden inceleyecek olursak çaresizliklerle karşılaşıyoruz. Bu yıllarda en sık görülen hastalıklar sıtma, uyuz, kabakulak, verem, çocuk is¬halleri olarak biliniyor. Sıtma tedavisinde hap verilirdi . Kabakulağın çevresi kazan karası ile çizilirdi. Ağır hastaları Gelendost'a at temin ederek Yalvaç'a götürürlerdi. Hastalığa yakalananların çoğu ölürdü. Doğumları köy ebesi yaptırırdı. Aşı yoktu. İğne ilaç çok nadir, yinede bunlara rağmen insanlar dayanıklı idi. Beslenme yeteri kadar yoktu. Meyvelerden sadece üzüm vardı. Hayvansal besinlerden yararlanılırdı. Mahsûl çok az olurdu. Temizlik çok az , ayda bir defa çamaşır yıkanırdı. Bit çok görülürdü. Bu yıllarda en sık görülen hastalıklardan biri de kel hastalığı idi. Tedavi olarak başa zivt sürülürdü. İçme suyu dağdan künklerden geliyordu. Para yoktu halk İstediğini alıp yiyemiyordu, giyemiyordu. Yalnız psikolojik sağlık durumu iyiydi, herkes her işte birbirine yardım ederdi. Doğumlar yine köy ebeleri tarafından yaptırılırdı. Doğum yapamazsa annede bebekte ölürdü Kötü alışkanlıklar olarak sadece tütün içilirdi. Bu yıllarda sık görülen sıtma için devlet görevlileri gelir kinin dağıtırlardı. Bunun yanı sıra en çok görülen ince hastalık olarak adlandırılan verem hastalığı da çok görülürdü. Bu yıllarda sık görülen hastalıklardan sıtma, menenjitte sayılabilir. Doğumları yine köy ebeleri yaptırırlardı. Anne ve bebek ölümleri çok oluyordu. Bilhassa ishal den ölen çocuklar çok fazla idi. Beslenme yeterince yok ,halk fakirdi . İçme suları dağdan gelirdi ve sağlıklı idi. Devlet görevlileri köye gelir , halka kinin ilacı dağıtırlardı. 1950-1960 'lı yıllarda önceki yıllardan pek fark olmadığı görülüyor. Hastalıklar yine sıtma, uyuz , menenjit, çocuk ishalleri ve karın ağrıları olarak ortaya çıkıyor. Doğumları yine köy ebeleri yaptırırdı. Hastalar yine atlarla ve at arabaları ile göle kadar götürülür oradan da göl üzerinden kayıklarla şehre götürülüyordu. Temizlik yok denecek kadar az beslenme kötü idi. 1960-1970'li yıllarda beslenme ve temizlikte azda olsa ilerleme görülüyor. 1960 yılında Necla isminde ilk ebe Hanım köye gelmiş . Daha sonra Güler isminde ebe hanım gelmiştir. Ebelerin gelmesi ile Anne ve bebek ölümlerinde azalma görülüyor . Fakat halk eski alışkanlıklarını yine devam ettirmiş . Sıtma hastalığı bu yıllarda azalmış. 1970-1980'li yıllarda halkı gelir düzeyi yükseldi.Eğitim düzeyi yükseldi. Halk beslenmesine ve sağlığına önem vererek durumunu düzeltmiştir. Açık arabalar traktörler alınmaya başlanmış hastalar bu vasıtalarla götürülmeye başlanmıştır. Sağlık ekipleri halkın sık sık sağlık kontrolünden geçirmeye başladılar. Çocukların aşılarına daha önem verildi. 1980-1990'lı yıllarda halkın beslenme durumları önceki yıllara göre çok iyidir. Herkesin bağı vardır. Yetiştirdiği üzümlerle pekmez yapılırdı. Çevrede halkın temizlik ve sağlık durumu çok daha iyiye gidiyordu. 1990 -1997'li yıllar arasında çevrede yaygın hastalıklar yok sayılır . Temizliğe ve beslenmeye çok önem verilirdi. Salgın hastalıkların olmayışının nedeni de evlerdeki fosseptik çukurlarının kapalı oluşu ve halkın çok iyi beslenmesinden kaynaklanmaktadır. 1993 yılında kasabamıza sağlık ocağı açılmıştır. Şuanda aile hekimliği uygulaması vardır. Çocukların aşıları zamanında yapılmaktadır. Belediyemizde yıllık ölüm oranı %1 'i bulmaz.Bunun da çoğunun yaşlılardan olduğu görülmektedir. Çocuk ölümleri yok denecek kadar azdır.Doğum oranı ise beş yıllık istatistiklere göre %2 olduğu görülmektedir.
Kasabamızda gelişen elma yetiştiriciliğinden dolayı fazlaca kullanılan zirai ilaçlardan dolayı halk arasında "Kanser" hastalığı bu yıllarda sıkça görülmektedir. Bunun önlemleri alınması gerekmektedir.

ULAŞIM
1923 yıllarında motorlu taşıt olmadığı için gerek ilçemize gerek ilimize ve çevre köylere ulaşım at arabası ve merkeplerle yapılırdı. Bu en basit ulaşım araçlarından bulamayan ise ulaşımı yaya olarak gerçekleştirirdi. Teknoloji geliştikçe yöremizde ulaşım araçları bollaşmaya başladı. 1934'ten sonraki yol yapım çalışmaları kazma ve küreklerle hız kazanmıştır. Örneğin Yaka köyden Isparta’ya gidecek olan bir kişi Hüyük tepesine kadar at arabası ile yolculuk yapıp oradan kürekli kayıklarla Eğridir’e , oradan da at arabası veya otobüslerle Isparta’ya ulaşırlardı. Bir rivayete Gelendost’tan Eğridir’e yolculuk yapan bir atlının atı sarp ve dik olan dağ yolundan Eğirdir Gölü kıyısından atı göle uçar atlı
derki “atım iyidir ama ah eğerim” der. Orası şimdi Eğerim yöresi olarak geçer Bu şekildeki ulaşım 1960 yıllarına kadar devam eder gider.
1960'tan sonra yolların açılması ile ulaşım biraz rahatlamıştır. Çevre köylere , İlçelere ulaşım kolaylaşmıştır. Nakliyecilik amacı ile ilçemize çok sayıda motorlu araç girmiştir. Köy otobüsleri kooperatifleşmiş ilçe ve il içinde ulaşıma büyük kolaylık getirmişlerdir.şehirlerarası otobüsler Konya-Isparta yolundan sıkça geçmektedir. Şimdi hemen her evde bir traktör , bir araba ve mobilet bulunmaktadır.
BAYINDIRLIK
Kasabamızda 1923 yılından önce okul bulunmamaktadır. Bu yıldan sonra Kasabamızın şimdiki orta mahallesinde halkın desteği ile bir okul yaptırılmıştır. Öğrenciler evlerin-den götürdüğü derileri altlarına yayarak eğitim görmüşler. 1945 yılında bugünkü okul bahçesinde halkın desteği ile yeni bir okul binası yaptırılmıştır. 1962 yılında eski okula ek olarak 2 derslikli bir bina daha yaptırılmıştır.1993 yılında halk desteği ile yapımına başlanan yeni okul binasının inşaatı tamamlanmıştır. 1975 yılında belediye hizmet binası yapımına başlanmış olup 1977 de tamamlanmıştır. 1978 yılında yapımına başlanan belediye lojmanları 1980 yılında tamamlanmıştır. 1984 yılından sonra 1 adet düğün salonu ve lojmanlar, 1988 de yeni hizmet binası yapımına başlanmıştır. 1993 yılında tamamlanmıştır. 1993 yılında 1 adet fırın yapılmaya başlanmış , 1995 yılında tamamlanmış . Köyün en eski camisi Yukarı mahalle camisidir. 1957 yılında yapılmıştır. 1959 yılında mezartası mevkisine bir cami daha yapılmıştır. Çay mahalle camisi 1966 yılında, yapılmıştır.
İÇME SUYU
1923 yılından sonra pınar kaynakların dan avganlarla köye 2 adet mahalle çeşmesi yapılmış Halk suyunu buralardan testilere doldurarak evlerine taşırlardı. 1945 den sonra su kaybını önlemek için küçük demir borularla bütün mahallelere çeşmeler çıkarılmıştı 1974'ten sonra evlere su dağıtım projesi başlamıştır. 1980 yılanda yeni su şebekesi dö-şenerek evlere dağıtım yapılmıştır. 1988 yılında iller bankası tarafından içme suyu şebekesinin yeniden döşenmesi için başlanmış olup ; 1995 yılında kesin kabulü yapılarak teslim alınmıştır. Yine 1990 yıllarında Derinöz mevkisinde içme suyu tüketiminde kullanılmak üzere sondaj kuyusu açılmıştır.ve suyun yetersiz geldiği zamanlarda kuyudan faydalanılmaktadır. Son zamanlarda içme suyumuz yetersiz gelmektedir.ve su arama çalışmaları yapılmaktadır.

EKONOMİ
1923-1930 : Bu dönemde köyün ekonomik durumunun tamamı hayvancılığa dayalıdır. 0 dönemi yaşayan yaşlılarla konuşulduğunda yaklaşık onbin civarında koyun , beşbin civarın da keçi beslendiği söylenmektedir. Bunun yanında ormandan tarla açılmış. Bu dinç topraklarda iyi verim alınmıştır. Tarlaların işlenmesinde öküz, inek, eşek gibi hayvanlar kullanılmıştır. Orman ürünlerinden palamut bu dönemin önemli gelir kaynaklarından biridir. Bu yıllarda bazı tarlalara pamuk ekildiği elde edilen pamuklardan boğassı denen kumaşlar dokunduğu söylenmektedir.
1930-1940 : Köyün gelir durumunun yine hayvancılığa dayalı olduğu söylenmektedir. Fakat beslenen hayvan sayısında artış olmadığı görülmektedir. Bu dönemde kara kovan arıcılığı yaygınlaşmıştır. Ayrıca toprağı olmayan ailelere odun keserek geçimlerini sağlama ya çalışmışlardır. Ayrıca Aydın, Söke gibi yerlere mevsimlik işçi olarak gidildiği söylenmektedir. Tarım ürünlerinde ihtiyaç fazlası görülsede Hayvanlara yedirmek için Gelendost , Bağıllı gibi yerlerden fazlaca arpa alındığı söylenmektedir.
1940-1950 : Bu dönemde yine hayvancılığın önemli yer tuttuğu görülmektedir.Fakat gerek meralardan gerek tarlalardan önceki verimler alınamamaktadır. 2. Dünya savaşı ile ülkede yaşanılan sıkıntılar Yaka Köyünde görülmüştür. Halk bunu kıtlık diye tanımlamakta dır.Bu dönemde ormanların biraz daha tahrip edildiği görülmektedir.
1950—1960 : Bu dönemde köye el sanatlarından halıcılık girmiştir. Önemli gelir kaynağı olmakla birlikte her aile buna önem vermiştir. Tarım alanlarında kendi tarlalarından başka Gelendost ilçesinden pek çok arazinin ortağa ekildiği görülmektedir. Bu dönemde orman kesimi hızla artmış at arabacılığı gelişmiş. Gelendost, Yalvaç gibi yerlere odun satılarak gelir elde edilmiştir. Bu dönemde kamyonlar alınarak halkımız nakliyeciliğe başlamıştır. Fakat bu işe girişenlerin tamamı iflas etmiş. Bu da köydeki girişimciliğe darbe vurmuştur. Bu yıllarda afyon ekimi de yaygınlaşmış. Afyon sütü kaçakçılığı bir gelir kaynağı olmuştur.
1960—1970 : Ekilebilir alan az olduğundan bu yıllarda hala en önemli geçim kaynağının hayvancılık olduğu görülmektedir. Afyon ve orman kaçakçılığı vardır. Motorlu tarımdan artan gelirle Tarımalanları gelişmeye başlamıştır. Su bulunan arazilere elma fidanı dikilmeye başlanmıştır. Bu dönemde Avrupa'ya işçi gitmeye başlamıştır.
1970-1980 : Bu dönemde köy kasaba olmuş, hemen hemen köyü 1/3'ü Avrupa'ya isçi olarak gitmiştir. Bu dönemde hayvancılık önemini yavaş yavaş yitirmeye başlamıştır.Sondaj kuyularından suyun bulunması nedeni ile elma dikimi hızlanmıştır. Köyün büyük kısmı elmacılığa yönelmiş, şeker pancarı, kuru fasulye ekimi artmış önemli geçim kaynaklarına girmiştir. Bu yıllarda hemen hemen her ailenin bir traktörü bulunmaktadır. Buna bağlı olarak tahıl üretimi de hızla artmıştır. Kooperatifleşmeye gidilmiş , ancak başarılı olunamamıştır.
1980-1990 : Bu yılların gelir kaynağı elmacılık olmuştur. Avrupa dan işçilerin gönderdiği paralarla arazi alınmış. Bu nedenle arazi fiyatları hızla artmıştır. Halkın gelir düzeyi bu dönemde artmıştır.
1990-1997 : Elmacılığın tek gelir kaynağı olarak öne çıktığını görüyoruz. Avrupa' ya giden işçilerin bir kısmı geriye dönüş yapmış , yeni giden işçi hemen hemen hiç yoktur Kasabadan şehre göç olayı yok denecek kadar azdır. Kasabada azada olsa kültür ırkı hayvan besiciliği canlanmaya başlamıştır. Kasabamızın elma rekoltesi 40.000 ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Son dönemlerde elma üretimindeki masrafların yüksek olmasından dolayı yarı bodur veya tam bodur olarak adlandırılan elma ağacı dikimi başlamıştır. Ve yine damla sulama sitemi ile su tüketiminin önüne geçilmiştir. Ve çiftçimize de kolaylık sağlamış ve verim yükselmiştir.
Elma pazarlamada yaşanan sıkıntılar geliri düşürmektedir.Bu gidişle köyden göç artacaktır. Üretim azalacaktır.Üretici birlikleri en iyi çözüm olduğu anlaşıldığında kasabanın çehresi daha da değişecektir.
SANAYİ
1920’lerde su değirmenleri kurulmuştur.1950’li yıllarda motorlu değirmenler işletilmeye başlanmıştır. Motorlu hizarlar açılmıştır.Elektriğin gelmesi ile değirmenler ve hizarlar elektrikle çalıştırılmaya başlanmıştır.1970’li yıllara kadar haşhaş yağı çıkaran atölyeler faaliyetlerini sürdürmüştür. 1980’li yılların başında römork üreten atölyeler açılmıştır. Hala kasabada 4 tane doğrama atölyesi , 2 tane demir doğrama ,1 tane değirmen faaliyet göstermektedir. Belediyemiz ve kalkınma kooperatifi ortaklığı ile soğuk hava deposu yapımı projesi Bakanlığa verilmiştir.

TURİZM
Kasabamızda piknik ve mesire yerleri ilgi çekmektedir. Dağ ve yaylalarımız ünlüdür. son yıllarda yerli ve yabancı turistler atlı ve yaya olarak yayla turizmi yapmaktadır.

GENÇLİK VE SPOR
Cumhuriyet'in kuruluşundan 1950’li yıllara kadar Yaka da güreş sporuna çok önem verildiği, avcılığa da ilginin büyük olduğu görülmektedir. 0 dönemde güreşmeyen kişi yok gibidir, Düğünlerde güreş tutmak, aynaya kurşun atmak gelenek halindedir. Bu yarışmaların sonunda başarılı olanlar ödüllendirilirdi. Kış aylarında köy odalarında, yaz aylarında yaylalarda ve harman yerleri de güreşler düzenlenirdi. Günümüzde sayısı çok azalan köy odaları güreşin teşvik edildiği ve gerekli organizasyonların yapıldığı yer durumundaydı. Bu ilgi ve çalışmalar sonucunda Yakadan yöremizde yapılan yağlı güreşlere katılan bir çok pehlivan yetişmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır:
1923-1930 arası: Mehmet ERTÜRK (Kara Mehmet), Mehmet Çalışkan(Deli Mehmet], Halil DAĞDELEN(Arap Halil)
1930-1940 arası: Celil YILDIZ, İsmail ERTUNÇ (Bedeloğlu), Nurullah OKÇU (Döner Oğlu), Süleyman DAĞTAŞ (Tilkici), Ömer TARHAN(Külfet)
1940-1950 arası: Mehmet BAŞ, Mevlüt BAŞ, Abdullah YILMA, Cemal YILMAZ , Rasık Eryılmaz
Sonraki yıllarda güreşe olan ilgi azalmaya başlamış , atıcılık ve avcılığa ilgi devam etmiştir. 1960’lı yıllardan itibarin gençler arasında futbol ve voleybol sporlarına ilgi duyulmaya başladığı görülür. 1978 ve 1991 yıllarında 2 adet futbol sahası ile Yaka İlköğretim Okulu bahçesinde ve belediye bünyesinde bulunan voleybol ve basketbol sahaları gençlerin spor yapmalarında hizmet vermektedir.
1991 yıllarında "Yaka Spor " adlı bir spor kulübü kurulmuş, renkleri Kırmızı Siyah olup futbol ve voleybol dallarında faaliyet göstermektedir.
Bir güreş hikayesi:
Şarkikaraağaç’ta güreşler vardır.Deli Mehmet’te Yaka adına katılır. Güreşlerin tek ödülü bir düvedir. Onu da baş pehlivan olan alacaktır. Deli Mehmet düveye göz dikmiş , önüne geleni yeniyor.Güçlü birkaç pehlivanı yeniyor. Yoruluyor. Başa güreşecek düveyi alacak ama yorgun. Rakibini süzüyor , yokluyor yenebileceğini anlıyor. Çayıra uzanıyor dinleniyor. Rakibi de bunu evirip çevirmeye çalışıyor. Çayıra sürtüyor. Buna dayanamayan bir Yakalı yanaşıyor kulağına
“Len Mehmet utanmıyormusun, elin adamı seni ha bire kazındırıyor “köyün adınımı lekeleyecen” diyor.Deli Mehmet “öylemi le, daha önce niye demedin “ diyor, doğruluyor adam omzunda kalıyor yeniyor. Düveyi getirmek için yaya geliyor.
www.yaka.bel.tr

Adres: Yaka Kasabası, 32920 Gelendost, Isparta, Turkey


Yaka Kasabası'ın yakınındaki benzeri yerler
Hasıraltı Kahvaltı Salonu/Cafeterya Hasıraltı Kahvaltı Salonu/Cafeterya 71 km umuma açık istirahat ve eğlence yeri.
Aras Balıkçılık Aras Balıkçılık 71 km Göl balığı ve deniz balığı çeşitlerimiz mevcuttur
Bu İçeriğe Yorum Yap