facebooktwitterpinterest

Hacı Bektaş Müzesi adresi, iletişim bilgileri

Adres: Hacı Bektaş Veli Bulv. No:5, Nevşehir, Türkiye
Telefon: (0384) 441 3019


Hacı Bektaş Müzesi'nin yakınındaki benzeri yerler
Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi 914 metre Müzeye geldiğinizde; Müzenin Arkeoloji, Etnografya ve Sikke bölümlerini ziyaret edebi...
hacı bektaşi veli türbesi hacı bektaşi veli türbesi 925 metre Her zaman kalabalık mı bilmiyorum biz gittiğimizde çok kalabalıktı. Hacı Bektaş Veli ...
Hacı Bektaş Müzesi Hacı Bektaş Müzesi 1 km Saat 17.00 da kapanmasına bir anlam veremedim
Hacıbektaş Ilçe Halk Kütüphanesi Hacıbektaş Ilçe Halk Kütüphanesi 1 km Kütüphane hizmetlerinin sosyal medyada tanıtımının yapılması.
Halk Kütüphanesi Halk Kütüphanesi 256 km Tokat halkına hayırlı olsun inşallah güzel bir bina yapmaya gayret gösterdik beğenirl...
Yorumlar
Hacıbektaş Veli Müzesi Hacı Bektaş Veli Külliyesi,13.yüzyılda, Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş Veli tarafından kurulmuş, eklemeler ve onarımlarla bugünkü şeklini almıştır.1248 yılında Horasanda doğduğu ve 1337 yılında eski adı Sulucakarahöyük olan bugünkü Hacıbektaş’ta hakka yürüdüğü kabul edilen Hacı Bektaş Veli, Hoca Ahmet Yesevi ocağında yetişmiş daha sonra İran, Irak, Arabistan ve Suriye üzerinden Anadolu’ya gelmiştir. Antep, Antakya, Maraş, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Yozgat ve Kırşehir’den sonra Sulucakarahöyük ‘e yerleşen Hacı Bektaş Veli, burada hoşgörü, insan sevgisi ve toplumsal eşitliği temel alan felsefesini yaymıştır. Külliye, Orhan Gazi, Murat Hüdavendigar, Yıldırım Bayezid ve II. Abdülmecit dönemlerinde onarılmıştır. Mimarlık tarihi yönünden M.13. yy. ve 20.yüzyıllar arasında tamamlanmış olan Hacıbektaş Veli Dergahı, tarihsel süreç, içinde birçok kez restorasyon onarım görmüştür. Mimari terminoloji bakımından, külliyeden daha ziyade bir manzume niteliği taşımaktadır. Dergah 30 Kasım 1925 tarihinde T.B.M.M’nin 677 sayılı kanunuyla diğer tekke ve zaviyeler birlikte kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir restorasyon projesi dahilinde 1957-1964 yılları arasında onarımı yapılmış ve 16 Ağustos 1964 tarihinde Etnografya Müzesi biçiminde düzenlenerek, ziyarete açılmıştır. Kapadokya bölgesinde önemli bir yerleşim yeri olan Hacıbektaş,M.13.yüzyılda Hacı Bektaş Veli’nin varlığıyla gelişen, sürekli eklerle oluşmasının ilginç bir örneğini yansıtır.
Hacı Bektaş Veli Külliyesi’ni ziyaret etmek benim için sadece tarihi bir gezi değil, kelimenin tam anlamıyla ruhsal bir yolculuk oldu. Kapıdan girdiğiniz andan itibaren sizi saran o derin huzuru, hoşgörüyü ve mistik atmosferi hissetmemek imkansız.n​Aslanlı Çeşme'den su içmek, dergahın her odasındaki o tarihi dokuyu solumak ve 'İncinsen de incitme' felsefesinin doğduğu toprakları bizzat tecrübe etmek çok etkileyiciydi. Çevre düzenlemesi, temizliği ve manevi havasıyla herkesin hayatında en az bir kez gelip bu dinginliği yaşaması gerekiyor. Gönlünde sevgiye, barışa ve insana dair bir parça taşıyan herkesin buraya yolu düşmeli.
Hacıbektaş Müzesi, tarihi ve manevi atmosferiyle mutlaka görülmesi gereken önemli bir mekân. Özellikle haftasonları girişlerin ücretsiz olması nedeniyle yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor, bu yüzden kalabalığa hazırlıklı gitmekte fayda var. Yine de içerideki derin kültürel miras ve tarihi dokular, kalabalığı unutturacak nitelikte. Anadolu’nun inanç ve düşünce tarihine ışık tutan bu müze, hem kültürel hem de manevi açıdan zengin bir deneyim sunuyor.
Mübarek zatın ve dervişlerin merzarlari burada mavcut güzel manevi bir ortam lakin insanımız batıl sevdaların ve inançların peşinde bu güzelim nafide yeri batıl ve puthameye çevirmiş durumdalar Allah hidayet versin.
Ziyaret Saatleri 08.00-18.45nGiriş ÜcretsiznHer gün açıknn13.yüzyılda, Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş Veli tarafından kurulmuş, bektaşîliğin “Pir Evi” olan bu külliyenin tarihî gelişimi ve mimarî bünyesi oldukça karmaşık bir yapı arz etmekte, eklemeler ve onarımlarla bugünkü şeklini almıştır.nnHacı Bektaş Velî’nin mütevazi bir kuruluş olduğu tahmin edilebilen ilk zaviyeden günümüze intikal eden tek unsur, bizzat kendisinin kullandığı rivayet edilen, “Kızılca Halvet” adındaki halvethanedir.nnBektaşîliğin ikinci piri Pîr-i sânisi olarak kabul edilen Balım Sultan öl.1516 II. Beyazıd’ın desteği ile Zaviyesi’nin şeyhliğini üstlenmiş ve yapmış olduğu ictihadlar ile söz konusu tesisin manevî nüfuzu altındaki yarı bağımsız derviş taifelerini belirli bir erkânın ve merkeziyetçi bir idarenin çerçevesinde teşkilatlandırmıştır.nnBektaşîliğin merkezi olan Külliye de 16. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren, kendisine bağlı olan Yeniçeri Ocağı’nın, ayrıca Rumeli’deki akıncı beylerinin desteği sayesinde, giderek genişleyen Osmanlı topraklarında yeni zaviyeler tesis etmek suretiyle nüfuz alanını ve gelirlerini arttırmakta, ayrıca birçok yeni yapı ile donanarak gelişmekteydi.nnII. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı ile birlikte 1826’da Bektaşîlik de lağvedilmiş, bu arada, “kâdim” addedilerek yıktırılmayan diğer Bektaşî tekkeleri gibi, Pir Evi de Nakşibendiyye tarikatına devredilmişti. Ancak Tanzimat’ın getirdiği serbestinin sonucunda yeniden yapılanmanın yaşandığı, bazı yeni birimlerin inşa edildiği, ayrıca birçok onarım gerçekleştirildiği gözlenmektedir.nnTekkelerin ve türbelerin 1925’te kapatılması üzerine bir müddet Numune Ziraat Mektebi olarak kullanılmış, tekkenin barındırdığı eşya dağılmaktan kurtarılmış, içlerinde sanat değeri olanlar, envanterleri yapılarak önce Ankara Kalesi’ndeki bir depoya, sonra Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin kurulması üzerine söz konusu müzeye taşınmıştır. Külliyenin geniş kapsamlı onarımına 1958’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başlanmış, 1959’dan itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devam edilmiş, büyük ölçüde aslına uygun biçimde tamir edilen yapı topluluğu, özgün eşyası ile tefriş edilmek suretiyle 1964’te müze olarak ziyarete açılmıştır.nnSultan II. Bayezit 1485-1486 yıllarında türbenin çevresini düzenlettirmiş ve kubbesini de kurşunla kaplatmıştır. Sultan IV. Mustafa’nın 1807’deki onarımından sonra Sultan Abdülaziz İstanbul’dan gönderdiği mimarlar ile Dergâhın Postnişini Ali Celaleddin Çelebi’nin kontrolünde yapı topluluğunu yeni baştan yaptırtmış ve türbeleri de onartmıştır. Sultan II. Abdülhamit de 1895’te dergâhı onartmış, genişletmiş ve bugünkü durumuna gelmesini sağlamıştır.nnKülliye, eski Türk saraylarında da gözlenen üç avlulu bir yerleşim düzenine sahiptir. İç düzenine adeta askerî bir hiyerarşinin ve disiplinin egemen olduğu Pir Evi’nde karşılanması gereken her fonksiyon için bir birim düşünülmüş, Bektaşîliğe özgü bir terminolojiye uyularak bu birimler, “mihman evi / at evi / ekmek evi vs.” şeklinde adlandırılmıştır. Kendi içinde birer “ocak” şeklinde teşkilatlanmış olan bu birimlerin başında, “mihman evi babası / at evi babası” şeklinde anılan bir baba ile bunun maiyetindeki “canlar” dervişler faaliyet göstermekte, bütün babalar Pir Evi’nde postnişin olan Dede Babaya tâbi bulunmaktaydı.
Bu İçeriğe Yorum Yap