ANASAYFA
FİRMA EKLE
HARİTALAR
Gizlilik
Kullanım
Firmayı Düzenle | Eyüp Sultan Rahmatullahi Aleyh Camisi Ve Türbesi
Firma Adı (*):
Hakkımızda:
Hakkında Hz.Eyup sultan(Radiyallahu anh)islamiyet'i kabul ettiği günden sonrapeygamberinden a.s hiç ayrılmamış ve onun yaptıgı bütün savaşlarda sancağını taşımıştı Hikayemiz Eyüp Sultan(Radiyallahu anh) Turbesi Ve Turbesi adyla bilinen ünlü ve kutsal cami'in kuzey tarafnda ve iç avlunun hemen önündedir. istanbul'da yapılan ilk eser budur. Büyük Türk hükümdarı Fâtih Sultan Mehmed (Rahmatullahi aleyh) tarafından, 1454-55 tarihlerinde yaptırılmıştır. Türbede medfun bulunan Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyüb el-Ensâri(Radiyallahu anh) , Medineli'dir. Hazraç kabilesinin önemli kollarından Neccar-Zâde Hânedan'nın reisidir. Babasının adı Zeyd (Radiyallahu anh), annesinin adı ise Hind (Rahmatulahi aleyh)'dir. Künyesi Eba Eyyüb'dür. Hicretten iki yıl önce Mekke'ye gelerek Hz. Muhammed (s.a.v) ile görüşmüş ve islam'ı kabul etmiştir. Hz. Muhammed, 622 yılında eylül ayı sonlarında Mekke'den Medine'ye göç etmiştir. Bütün Medineliler kendisini misaşr etmek istiyordu. Bu durumu gören Hz. Peygamber:(s.a.v) "Devemi kendi haline bırakınız, o beni nereye götürürse ben o hanenin misaşriyim, diyerek Kusva adındaki devesinin başını serbest bıraktı. Deve agır agır ilerliyerek Hz. Hâlid Bin Zeyd(Radiyallahu anh)'in hanesi önünde çöktü, bunun üzerine Hz. Peygamber(s.a.v) bu eve misaşr oldu." Resul-i Ekrem bu evde, Mescid-i Nebi tamamlanıncaya kadar tam yedi ay kaldı. Bu sayede Hâlid Bin Zeyd(Radiyallahu anh), hiç bir müslümanın ulaşamadıgı mihmandarlık mertebesine yükselmiş ve seçkin Sahabeler arasındaki yüksek yerini almıştı. Hz. Hâlid Bin Zeyd(Radiyallahu anh)'in evi bugün, Mescidi Nebi'nin sol tarafında ve minarenin yanındadır. Ravza-i Mutahhara adı verilen Hz. Peygamber(s.a.v)'in türbesi de minarenin sag tarafındadır. Hz. Halid(Radiyallahu anh)'in evi, sonradan kubbeli halde yeniden inşa edilmiştir. Hz. Hâlid(Radiyallahu anh), islamiyet'i kabul ettiği günden sonra peygamberinden hiç ayrılmamış ve onun yaptıgı bütün savaşlarda sancağını taşımıştır. Hicretin 48, veya 49. (M. 668-69) senelerinde, islam Ordusu kumandanı Süfyan Bin Avf(Radiyallahu anh)'ın idaresindeki ordu, istanbul'a gelmişti. şehir muhasara edilmiş ve kuşatmanın devam ettiği bir sırada Hâlid Bin Zeyd(Radiyallahu anh) ve Süfyan Bin Avf(Radiyallahu anh) vefat etmişlerdi. Yaşının hayli ilerlemiş olması ve çok uzak yollar katetmesi sihhatini bozmuş ve bir rivayete göre ishal ve bir rivayete göre de astım hastalıgından yatağa düşmüştü. Vefatında türbesinin bulunduğu yere defn edildi. Büyük hükümdar Fâtih, istanbul'u muhasara ettiği sırada muhteşem otağını, Topkapı karşısındaki Maltepe Kışlası nın bulunduğu yerde kurmuştu. Muhasara sırasında da Hz. Halid(Radiyallahu anh)'in mübarek kabrinin bulunmasını, kuşatmaya iştirak eden devrin Kutbu, Akşemseddin Hz. (Rahmatullahi aleyh ) den istemişlti. Evliya Çelebi (Rahmatullahi aleyh) bu hususta şunları anlatıyor: "857 (1453) senesinde Hz. Fatih Sultan Mehmed Han Gazi(Rahmatullahi aleyh), istanbul'u feth ederken 77 ermişlerin büyükleri Ebâ Eyyüb(Radiyallahu anh)'ün kabrini aramaya koyuldular. Sonradan Akşemseddin Hz. leri: (Rahmetullahi aleyh) -Müjdeler olsun Beğim, Resulullahın (s.a.v) Alemdarı, Ebâ Eyyüb Ensâri (Radiyallahu anh) burada gömülüdür, diyerek sık bir ormanlıga girdi. Bir seccade üzerinde iki rekat namaz kılarak selam verdikten sonra bir secde daha yapıp güya rahat uykuya dalmış gibi kaldı. Birçokları, Efendi, Ebâ Eyyüb(Radiyallahu anh)'ün kabrini bulamadığı için utancından uykuya vardı, dediler. Bir saat sonra Akşemseddin Hz. leri (Rahmetullahi aleyh) seccadeden başını kaldırıp mübarek gözleri kan çanağını andırır bir halde Fâtih (Rahmetullahi aleyh) 'e hitaben: - Beğim, ALLAH(c.c) ın hikmeti, seccademizi tâ Ebâ Eyyüb(Radiyallahu anh)'ün mezarı üzerine döşemişler, hemen şurayı kazsınlar, diyince Akşemseddin (Rahmetullahi aleyh) fukarasından üç kişi Fatih (Rahmetullahi aleyh) ile beraber seccadenin altını kazmaya başladılar. Derinliği üç ziraya varınca, bir dört köşe yeşil somaki mermer göründü. Üzerinde küff yazı ile: "Hazâ kabr-i Ebâ Eyyüb Ensâri" (Radiyallahu anh) diye yazılmış olduğu görüldü. O taş kaldırıldı, içinde Ebâ Eydiye yazılmış olduğu görüldü. O taş kaldırıldı, içinde Ebâ Ey-yüb(Radiyallahu anh)'ün vücudu safran ile boşanmış kefen içinde ter-ü taze görüldü ki sağ ellerinde bir tunç mühür vardı. Taş yine kapatılıp örtüldü. Bunu gören islam askerleri toprağını tevhid ve tezkir ile doldurdular. Sonra bütün hazır olan Müslümanlar ziyaret edip nurlu türbelerinin temeline başladılar." Diğer bir rivayete göre de istanbul kuşatması sırasında Akşemseddin (Rahmetullahi aleyh) Hz. müridaniyle birlikte Okmeydanı'nda kurulan çadırlarda kalıyorlardı. Fatih (Rahmetullahi aleyh) kendisinden Ebâ Eyyüb Ensâri'(Radiyallahu anh) nin kabrinin yerini bulunmasını istediği zaman: -Sultanım, ben her gece şu semte bir nûr indiğini görmekteyim, diyerek kabrinin yerini göstermiş ve baş ve ayak uçlarına birer çınar ağacı dikerek kabrin yerini işaretlemişti. Fatih Sultan Mehmed(Rahmetullahi aleyh), Akşemseddin(Rahmetullahi aleyh)'i sınamak için dikilen bu iki çınar ağacını yerlerinden çıkartarak, bugün iç avluda bulunan sedli yere diktirmiş ve parmağındaki yüzüğü de çıkartıp mezarın bulunduğu yere gömdürmüştü. Ertesi gün, Akşemseddin Hz.(Rahmetullahi aleyh) geldiğinde çınar ağaçlarının bulunduğu yere uğramadan kabrin olduğu yere gelip asa-sını mezarın ortasına dikmişti. Gene rivayete göre iç avludaki iki çınarın bulunduğu yüksek yer Ebâ Eyyüb Hz. (Radiyallahu anh) nin gasledildiği yerdir. Ayak altında kalmaması için etrafı çevrilmiş ve yükseltilmiştir. Kuşatmanın başlarından ıstanbul'un fethine kadar cuma namazları topluca, Eyyüp Sultan (Radiyallahu anh) Camii'nin bulunduğu yerde kılınmıştır. 970 seferinin başlarında (Ekim-1562) istanbul'da o tarihe kadar görülmemiş bir âfet yaşanmış ve bu sırada Halkalı'da avlanmakta olan Kanuni Sultan Süleyman(Rahmetullahi aleyh), şorya'daki iskender Çelebi Bahçesi'ne sığınmak zorunda kalmıştı. Burada dahi suların çok yükselmesi ile Sultan'ın, iç oğlanlarının birinin sırtında yüksek bir yere çıkarılması ile hayatı kurtarılabilmiştir. Bu sel felaketi sırasında, Edirnekapı ile Topkapı arasındaki Bayram Paşa Vadisi, tamamen sularla dolmuş ve suyun tazyikine dayanamayan surlar yer yer yıkılmış ve Yenibahçe'den Langa Bostanı'na kadar ortalığı harap ve viran, hâk ile yeksan etmiştir. Nuh.a.s Tufanı'nı andıran bu tufan sırasında "Kağıthane Deresi'nden beri gelip Ebâ Eyyûb Ensâri (Rahmetullahi aleyh)Kasabası'nda, mübarek türbelerine girerek bir zira (75 ile 90 cantim) yükselmiştir. "Suların çekilmesi bir hafta sürmüş ve geriye kalın bir çamur tabakası bırakmıştır. (Solak-Zâde Tarihi, Haz. V. Çabuk 2/292) Türbe ve cami 1894 depreminde zarar görmüş ve bir sene sonra onarılmıştır. Kaynak (Hadikat'ül-Cevami/243 ve devamı) (E. Çelebi, Haz. Z. Danışman 2/101) (R. Akakuş, Eyüp Sultan S: 85 ve devamı) (Koçu, ist Ans. 10/5465) (H. Ayverdi, Fatih Devdi 3/355) (H. şehsüvaroğlu, Asırlar Boyunca ist S: 118-119) (C. Arseven, Türk Sanatı Tarihi S: 285) (H. Edhem, Camilerimiz S: 29) (Osmanlı Arş. Evkaf idareleri Katalogu 1/83)
Telefon (*):
Web Sitesi:
E-posta:
Çalışma Saatleri
Pazartesi:
-
Salı:
-
Çarşamba:
-
Perşembe:
-
Cuma:
-
Cumartesi:
-
Pazar:
-
*** üstten yeri işaretleyiniz
Enlem (*):
Boylam (*):
İl (*):
İlçe (*):
Mahalle (*):
Cadde:
Sokak & No:
Posta Kodu:
Firma Resmi:
** Reklam seçenekleri için iletişime geçebilirsiniz. **