Adana yaşanılacak bir memleket değil ama gezilecek görülecek bir memleket. Trafiğin keşmekeşi, nemi ve sıcaklığı yaşamayı zorlaştırıyor bu coğrafyada.
Güzel bir mimarisi var. Trenlerde güzel olsa fena olmazdı.Osmanlılar, Tanzimat’tan sonra askeri, idari ve iktisadi amaçlarla demiryolu inşasına yönelmiş ancak bunu gerçekleştirebilecek maddi ve teknik birikimden yoksun olunması dolayısıyla demiryolları yabancı firmalara yap-işlet-devret modeliyle ihale edildi. Çukurova’nın tarım ürünlerini Mersin limanına taşımak amacıyla 1883 yılında İngiliz demiryolu şirketi imtiyazında inşasına başlanan Adana-Mersin tren hattı 1886 yılında tamamlandı. 1903 yılında İstanbul-Bağdat Demiryolu projesinin Almanlara verilmesiyle, Adana-Mersin hattını da Almanlar satın aldı ve iki hat 1911 yılında birleştirildi. 1886 yılında inşa edilen eski Adana Tren garı yeterli bulunmayarak, şehrin kuzeyinde 450 bin mekalerelikbir alanda yeni tren garı inşa edildi. Lojmanları, bakım-tamir atölyeleri ve dökümhanesi ile büyük bir kampüs şeklinde tasarlanan ve Alman Doyçe Oryant Bankası Deutsche Orient Bank- DOB tarafından finanse edilen gar, 1912 yılında tamamlandı 20. 09. 1912 tarihinde Almanların imtiyaz/işletmesinde faaliyete giren gar, 27.04.1933 yılında kamulaştırıldı.
İyiki Adana Garı var. Ders arası verilen mola gibi, yıllardır beklediğin şey gerçekleşmiş gibi bi yer. Genel olarak tabi kötü tarafı var ama gölgede kalsın onlar
Adanada çekilen filmlerde de özellikle ve sıklıkla kullanılan,Alman yapısı tarihî harika yapit.Ziyapasa bulvarınin sonunda Uğur Mumcu meydanında,demir yolları sube müdürlüğünun karşında yer alır,gündüzde güzeldir ama ben en çok gece ışıklandirilinca severim.
Kim bilir ne hatıralar ne sevinçler ne hüzünler barındırıyor içinde. Gerek gar binası mimari yapısı gerek dışarıda sizi karşılayan kara lokomotif gerekse demir yolları fotoğraf tutkunlarını kendine çekiyor. Gün batımında çok hoş enstantaneler sizleri bekliyor. Eğer imkanınız varsa adana pozantı arası eşsiz manzaralar eşliğinde tren seyahati yapabilirsiniz